İngilizce öğrenme sürecinde, hangi seviyeye kadar İngilizce öğrenmeyi isteriz? Elbette İngilizce öğrenme amacımız rahat bir şekilde insanlarla iletişim kurabilmektir. Yani nihai hedefimiz akıcı İngilizce konuşmaktır. Peki, bu amacımızı, hedefimizi gerçekleştirmede ne derece başarılı olabiliyoruz.

İngilizce öğrenmek, öyle çok kısa bir zamanda olabilecek bir şey değildir. Bunun için aylarca çaba gösteriyoruz, zahmet veriyoruz ve masraf ediyoruz. Hadi devlet okullarında gördüğümüz İngilizce derslerini bir kenara bırakalım. Orada dersleri geçecek kadar kitaplardan biraz bilgi ezberlesek yeter diyelim. Ama bir çoğumuz, akıcı İngilizce konuşabilmek için dil kurslarına gidiyoruz. Ancak maalesef arzuladığımız sonucu yine elde edemiyoruz.

İşte bu yüzden bir çok İngilizce kursundan hiç hoşlanmıyorum. Aslında kurslarla ve orada çalışanlarla bir alıp veremediğim yok tabi. Ben aslında bu kurslarda uygulanan eğitim sisteminden hoşlanmıyorum. Özel İngilizce kurslarının, devlet okullarındaki İngilizce derslerinden farklı bir yöntemle ve anlayışla çalışmaları gerekirken, sanki devlet okullarındaki sistem başarılıymış gibi aynı tarzla, aynı eğitim sistemiyle ders yapmaya devam ediyorlar. Şimdi İngilizce kurslarını sevmememin nedenlerinden biraz bahsedeyim.

Birincisi, birçok İngilizce kursu çok monoton ve çok sıkıcıdır. Belki siz de zamanında bunlardan bazılarına gitmişsinizdir. Ne yapılır bu kurslarda? Siz bir sandalyede veya sıranızda oturursunuz. Öğretmen tahtaya bazı cümleler yazar. Sonra bu cümlelerin öznesini, yüklemini, nesnesini falan daire içine alıp tek tek anlatır. Siz de defterinize harıl harıl notlar alırsınız. Nihayet dersin sonlarına doğru uykunuz gelmeye başlar. Sonra başka bir cümle yazılır ve bir sürü gramer kuralını ezberlemeye çalışırsınız.

Daha sonra ders kitapları açılır. Oradan seçilen bir bölüm okunur. Belki bir müzik setine CD takarlar ve iki aktörün (gerçek hayattaki günlük konuşmalarla hiç ilgisi olmayan) konuşurmuş gibi yapmalarını dinlersiniz. Bunlar, “Hello, my name is John. Nice to meet you. How are you? Fine thanks, and you?” şeklinde konuşmalardır. Bunları bir yerden hatırlıyor musunuz? Tamamen doğallıktan uzak şeyler ve çok sıkıcı. Gerçek hayatta kimse böyle konuşmaz. Hatta buna yakın bile konuşmazlar. Çoğu İngilizce kursunda bu kadar bir dinleme bile yoktur. Hep o sıkıcı ders kitapları takip edilir. Bazen saatlerce sandalyenizde oturmaktan, dersten kopar başka şeyler düşünmeye başlarsınız ve uykunuz gelir.

İkinci neden, İngilizce kurslarının bazen çok stresli olabilmeleridir. Çünkü sizleri sürekli sınavlara, testlere tabi tutarlar. Size durmadan puanlar verirler, başaramadığınız zaman kırık puanları yapıştırırlar. Ne zaman bir konuşma denemesinde bulunsanız; öğretmen, hayır yanlış söyledin diyerek hemen sizi düzeltir. Böylece üzerinizde psikolojik bir baskı oluşturup, sizi hata yapmaktan korkuturlar. Hâlbuki hata yapmak, öğrenme sürecinin en doğal sonuçlarından biridir.

Artık ne zaman İngilizce konuşmaya çalışsanız veya İngilizce bir şey duysanız, hemen bir gerginlik ve stres durumu yaşarsınız. Bu çok korkunç bir durumdur. Çocukları ana dillerini öğrenirken (kurslarda ve okullarda değil ama anne babalarının yanında) hata yapma endişesi taşımazlar. Onlar sadece oyun oynarlar, etrafı dinlerler, konuşurlar ve eğlenirler. Çocuklar konuşmayı öğrenme sürecinde bir sürü hata yaparlar. Ama hata yapmaktan asla korkmazlar, endişe etmezler, utanmazlar ve gerilmezler. Gayet rahat ve kolay bir şekilde, doğal yoldan, çabucak konuşmayı öğrenirler. Sizin de istediğiniz aslında budur. Ama İngilizce dil kursları böyle öğretmezler. Onlar tam tersini yaparlar. Kurslarda sadece çok fazla stres ve gerilim vardır.

Üçüncü ve son neden, İngilizce kurslarının genelde çok pasif olmasıdır. Pasiften kastım şudur. Öğretmen tahtaya geçer, bir şeyler yazar ve sürekli konuşur. Bu zaman zarfında siz ne yaparsınız? Sandalyenizde veya sıranızda oturup hiçbir şey yapmazsınız. Bazen öğretmen size yanınızdaki arkadaşınızla konuşmanızı, pratik yapmanızı söyler. Yanınızdaki diğer bir öğrenciyle pratik yapmak: Hi how are you? I’m fine and you? Bu şekilde çok az bir pratik yaparsınız. Ama bu aktiflik değil, pasifliktir. Ortamdaki enerji çok düşüktür.

İşte genel olarak bu üç sebep ve daha bunlar gibi daha fazla sebepten dolayı, İngilizce dil kurslarından pek hoşlanmıyorum. Bu İngilizce öğrenmek için iyi bir yol değildir. Beni anladığınızdan ve bana hak verdiğinizden eminim. Daha önce bu tür kurslara katılmış olan arkadaşlarımız, ne demek istediğimi daha çok daha iyi anlarlar. Bizleri İngilizceden soğutan da işte bu stresli ve sıkıcı eğitim sistemidir.

Şimdi diyorsunuz ki, seni anlıyorum ve hak veriyorum ama ne yapacağız şimdi? Bu sistemin alternatifi nedir? Nasıl doğal yoldan sıkılmadan aktif bir şekilde İngilizce öğreneceğiz? Evet ben de tam olarak bunun üzerinde çalışıyorum. Rahat İngilizce eğitim sisteminde bu tür olumsuzluklar yaşamadan, İngilizceyi hızlı ve kolay öğreneceksiniz. Daha ilk derslerden itibaren aktif olacaksınız ve konuşma pratikleri yapacaksınız. Çok yakında çalışmalarımı tamamlamayı hedefliyorum inşallah. O zamana kadar kendinize iyi bakın.

Bu yazıyla ilgili her türlü soru ve görüşlerinizi aşağıdaki yorum bölümünden bizimle paylaşmanızı bekliyorum.

akıcı ingilizce konuşmak, ingilizce kursları, ingilizce kursu, ingilizce öğrenmek